top of page

Seminer Raporu: Türkiye’de ve Dünyada Osmanlı Tarihçiliğinin Dünü Bugünü

Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihsel mirası, küresel tarih yazımında merkezi bir öneme sahiptir ve bu mirasın akademik incelemesi hem yerel hem de uluslararası alanda yoğun bir ilgi alanı oluşturmuştur. Osmanlı tarihçiliği disiplini, imparatorluğun son dönemlerinden itibaren sürekli bir dönüşüm içerisinde olup, bu süreçte metodolojik yenilikler ve tarih yazımı yaklaşımlarında önemli değişimler meydana gelmiştir. Bu bağlamda Sakarya Üniversitesi Osmanlı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (OSAMER) tarafından düzenlenen "OSAMER Konuşmaları" serisi, söz konusu akademik müzakereleri ve bilimsel birikimi zenginleştirmeyi hedeflemektedir. Serinin bu itibarla düzenlenen sekizinci oturumu, "Türkiye’de ve Dünyada Osmanlı Tarihçiliğinin Dünü Bugünü" teması altında, Prof. Dr. Özer ERGENÇ'in katılımıyla gerçekleştirildi.



Programın açılışı OSAMER Müdürü ve Sakarya Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkan Atak tarafından yapıldı. Prof. Dr. Atak, konuşmasında OSAMER'in yürüttüğü faaliyetler ve merkezin hedefleri hakkında bilgi vererek, katılımcıları ve dinleyicileri merkezin misyonu ve vizyonu konusunda aydınlattı. Bu giriş bölümünün ardından, sözü Prof. Dr. Özer Ergenç ve seminerin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Ümit Ekin'e bıraktı.


Blog yazı serimizin yeni yazısında, bu seminerin raporuna yer veriyoruz. Yazımızda Prof. Dr. Özer Ergenç'in sunumu üzerinden, Osmanlı tarihçiliğinin gelişimine dair kritik bir değerlendirme sunulacak.


Osmanlı Tarihçiliğinin Dünü Bugünü


Osmanlı Tarihçiliğinin “dünü” denildiğinde çok geniş kapsamlı bir tanım olmaktadır. Bu nedenle Ergenç konuşmasında “dün” olarak ifade ettiği kısmı öğrencilik yıllarının başı, “bugünü” de edindiği tüm bilgi birikimi ve tecrübeleriyle günümüz tarihçiliğinin değerlendirmesini dinleyicilere aktarmayı hedeflemiştir.


Osmanlı tarihçiliğinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında gündeme geldiğini ve o dönemlerde de önemli çalışmaların yapıldığını belirten Ergenç. Kendisinin o konuyu anlatmaya başlaması durumunda mevcut konuşma süresinin bunu anlatmaya yetemeyeceğini bizlere ifade ederek konuşmasında daha çok Cumhuriyet dönemine yoğunlaşacağının altını çizmiştir.




Ergenç, Cumhuriyetin diğer alanlarında olduğu gibi tarihçilik alanında da Batı’da geliştirilmiş olan birtakım düşünceleri, yorumları ve tezleri düzeltmek ve yeni açıklamalar yapmak için çabaların sarf edildiği bir nevi “savunu tarihçiliği” dönemi olarak değerlendirmektedir. Söz konusu savunu tarihçiliği yapanlar, batılı tarihçilerin yöntemlerini aynen kullanarak çalışmalarını inşa etmiş olmalarına rağmen Ergenç bu dönemi başarılı bir dönem olarak değerlendirmiştir. Özer Ergenç konuşmasında Cumhuriyet dönemi Osmanlı tarihçilerinin önündeki kaynakların önemli çoğunluğunu Oryantalist tarihçilerin yazmış oldukları eserlerin oluşturduğuna vurgu yaparak şöyle eklemiştir:


“Oryantalizm dediğimiz zaman hep kuşku ile bakarız ama oryantalizm dediğimiz şeyin bize çok da katkısı olmuştur. Çünkü doğu milletlerinin tarihlerini, coğrafyalarını, dillerini iyi anlayabilmek öğrenebilmek için birincil kaynaklara yönelmişler ve birincil kaynakları kendi dillerine aynen aktararak onlar üzerinden değerlendirmeler yapmışlardır.”

“Türk tarihinin en temel kaynaklarını bizden önce oryantalistler keşfetmişler ve oryantalistler bu kaynaklar üzerinde çalışarak dünyaya tanıtmışlardır.” Bu bağlamda Cumhuriyet dönemindeki Osmanlı tarihçilerinin önünde  güzel bir örnek vardır ama onlarda bununla yetinmeyip daha da ileriye götürmüşlerdir.


Doğru Tarihçilik Tanımı ve Doğru Bilgi


Prof. Dr. Özer Ergenç, "doğru tarihçilik" kavramının altını çizerken, bu terimin iki önemli boyutunu vurgulamıştır:


1. Tarih, geçmişte insan faaliyetlerinin sonucu olan olgu veya olaylardır.

2. Tarihçi dediğimiz kişi ise bu olgu ve olaylardan belgeler, kaynaklar aracılığıyla doğru bilgiyi alan,  bu doğru bilgiyi önce kendisi anlayan sonrasında bu bilgiyi anlatan kişidir.


Doğru Bilgiye Ulaşmanın Önemi

Ergenç: belge, vesika, kaynak ve görgü tanıkları gibi, pek çok bilgi kaynağının olduğunu belirterek tarihçinin, bu bilgi kaynaklarını ciddi bir eleştiriye tabi tutması gerektiğini ve bilgileri olabildiğince doğrulaması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca Özer Ergenç, kaynakların kasıtlı veya kasıtsız olarak doğru araştırmacılara verememe ihtimalinden ötürü elde edilen bilgilerin doğruluğunun ortaya çıkarılması gerektiğini, bu sayede de bilgiler üzerinden doğru bir anlatı kurularak aktarım sağlanabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda Ergenç, Cumhuriyet dönemi Osmanlı tarihçilerinin çok önemli ve doğru iş yaptıklarını vurgulamıştır.




Özer Ergenç, konuşmasının devamında Fuat Köprülü’den övgüyle bahsetmiştir. Ergenç, Fuat Köprülü’nün bizler için çok önemli bir bilim insanı olduğundan Köprülü’nün kendisine has bir şahsiyeti olduğundan ve Türk tarihinin en önemli açıklamalarının Köprülü ile başladığından bahsetmiştir. Ergenç, Köprülü’nün bir diğer özelliğinin ise Köprülü dönemine ait kaynakların bazılarının Cumhuriyet dönemi Osmanlı Tarihçilerinin ve oryantalistlerin henüz ulaşamadığı, bilmediği, ortaya çıkmamış bir dönemde Fuat Köprülü’nün yaptığı açıklamaların, yorumların onun zamanında bilinmeyen kaynaklarla tutarlı içeriğe sahip olmasının çok değerli olduğunu vurgu yapan Ergenç, Fuat Köprülüden sonra çok değerli tarihçilerin olduğunu ancak konuşmasında hepsini saymanın ana konudan uzaklaşmaya neden olacağı için bunu atladığını söyleyerek asıl anlatmak istediği konu olan günümüz tarihçilerini eleştirel bir perspektif ile ele almak istediğini ifade etmiştir.


Ergenç, günümüz tarihçiliğinin eleştirisini yaparken bu eleştirilerin başına kendisini koyduğunun altını çizerek 1974 senesinde kaleme aldığı “1580-1596 Yılları Arasında Ankara ve Konya Şehirlerinin Mukayeseli İncelenmesi Yoluyla Osmanlı Şehir Müesseseleri ve Sosyo-Ekonomik Hayatı Hakında Bir Araştırma Denemesi” adlı doktora tezini eleştirmiştir. Ergenç, doktora tezinin Ankara Üniversitesi kütüphanesinin raflarında 22 sene kaldığını ve bu süreçte yapılan araştırmalardan sonra tezini tekrar kaleme alması gerektiğini ancak birtakım nedenlerden dolayı yapamadığını ifade etmiştir. Tezinin 22 yıl sonra tekrardan kitaplaştırılıp 2. Baskısı çıktığında ön sözünde kendi eleştirisini yaptığını belirtmiştir. Ergenç, gerek kendine gerekse akademisyenlere yönelttiği eleştirilerin nedeni olarak genç tarihçi ve tarihçi adaylarının çalışmalarını nasıl yapmaları gerektiğini konusunda faydalı olabilmek için eleştiriler yaptığını ifade etmektedir.


“Türkiye'de bir dönemden itibaren, özellikle Osmanlı tarihine yönelik araştırmalarda üç farklı metodolojinin benimsendiği ve bu metodolojilerin zamanla Türkiye dışındaki Osmanlı tarihçileri tarafından da kullanılmaya başlandığı; ancak ilerleyen zamanlarda yabancı araştırmacılardan yeni yöntemlerin Türkiye'ye aktarıldığı ifade edilebilir.”

Özer Ergenç'e göre Osmanlı tarihi araştırmalarında izlenen üç yöntem:


  • Ergenç, Türkiye'deki akademik çalışmalarda, özellikle YÖKTEZ sisteminde, tarihi belgelerin orijinal hallerinin yeni dile doğrudan aktarılmasının -transkripsiyonun- yaygın bir yöntem olduğuna dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, şer'iyye sicilleri gibi tarihi kayıtların incelenmesi ve belirli bir bölge veya yer hakkında bilgi sunma çalışmalarında sıkça kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin yalnızca kaynakların detaylı bir şekilde incelenip anlaşılmasına imkan tanıdığını, ancak tarihçilik açısından daha derinlemesine bir analiz ve yorumlamayı ihmal ettiğini belirten Ergen,, bu yaklaşımların eksik ve tarih biliminin gerekliliklerinden uzak olduğunu vurgulamaktadır.

  • Ergenç, bazı kişilerin belgelere başvurmadan kendi öznel görüşlerini sanki bir tarih anlatısıymış gibi sunmalarını eleştirerek, bu tür yaklaşımların herhangi bir değeri olmadığını belirtmiştir.

  • Ergenç, 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'de tarihçiliğin önemli bir evre geçirdiğini ve bu dönemin tarihçilik üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler yarattığını belirtmiştir. O dönemde Türkiye ve dünya genelinde gelişmişlik ve az gelişmişlik konularının yoğun bir şekilde tartışıldığını vurgulayan Ergenç, bu bağlamda sosyal bilimcilerin az gelişmişlik problematiklerini daha iyi kavrayabilmek için tarih disiplinine yönelişlerini ele almıştır. Ergenç'e göre, tarih bilimine ilgi duyan bu sosyal bilimciler, kendi metodoloji ve kavramlarıyla tarihçilik alanına katkıda bulunarak tarihçilerin perspektiflerini ve anlayışlarını genişletmişlerdir.


Özer Ergenç, sosyal bilimcilerin tarih disiplinine katılımının tarihçilik açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade etmiş, bu disiplinler arası etkileşimin tarihçilere belgelerin sadece transkript edilmesinin ötesine geçilmesi gerektiğini ve daha geniş bir perspektiften bakılması gerektiğini öğrettiğini vurgulamıştır. Ergenç, sosyal bilimcilerin tarihçilere bir konuyu hipotez ve argümanlarla ele almanın önemini gösterdiğini belirtmiş ve bu metodolojiyi araştırmalarında kullanan araştırmacılara yönelik eleştirilerini dile getirmiştir. Bu yaklaşımın, tarihçiliğin sadece belgelerin yorumlanması olmadığını, aynı zamanda derinlemesine analiz ve eleştirel düşünceyi de gerektirdiğini vurgulamıştır.


Özer Ergenç'in Tarih Yazımındaki Eleştirileri: Belgelere Dayanmanın Önemi


Ergenç, tarihçilikle ilgili eleştirilerini özellikle tarihçi olmayan kişiler tarafından yazılan ve tarihçilikten uzak metinlerin ortaya çıkmasına odaklanarak dile getiriyor. Ergenç, bu tür metinlerin büyük iddialar taşımasına rağmen, tarihçilik pratiğinin temel bir unsuru olan belgelere dayanma gerekliliğinin göz ardı edildiğini vurguluyor. Bu durum, tarihçilik mesleğinin temel prensiplerinden biri olan kaynakların doğruluğunu ve güvenilirliğini sorgulama ve bu kaynaklara dayalı bilgi üretme pratiğini zayıflatmaktadır.


Ergenç konuşmasında bu tür problemleri öne çıkaran metinlere değinerek, tarihçilikten uzak yaklaşımların tarih biliminin doğasına ve metodolojisine olan zararlarını ele almıştır. Eleştirisini somutlaştırmak için Sam White'ın Osmanlı'da İsyan İklimi (The Climate of Rebellion in The Early Modern Ottoman Empire) adlı eserini örnek olarak göstermiştir.




Prof. Dr. Özer Ergenç, Sam White'ın bu eserine ilişkin değerlendirmesini sunarken, kitabın uluslararası alanda elde ettiği çeşitli ödüllere ve kişisel olarak eseri takdir ettiğine dikkat çekmiştir. Ergenç, eserin Celali İsyanları’na odaklanırken literatürde yaygın olarak kabul gören perspektiflerden farklı olarak iklimsel faktörlere dayalı bir yorum getirdiğini dile getirdi. Bu bağlamda Türkçe çeviri eserin başlığının seçimini eleştiren Ergenç, Celali İsyanları’nın temel dinamiklerini dinleyicilere özetledikten sonra eserde yer alan genellemeler ve belge kullanımındaki eksiklikler üzerine bir tartışma yürütmüştür. Ergenç bu tartışmayı, akademik tarihçilikte kaynak kullanımının ve argümanların sunumunun nasıl olması gerektiğine dair detaylı açıklamalarla zenginleştirmiştir. Bu eleştiri ve öneriler, akademik tarih yazımında metodolojik titizliğin ve kaynakların doğru kullanımının önemini vurgulayan kritik bir perspektif sunmaktadır.


Ergenç’in Verdiği bilgiler şu şekildedir:


●       Kullanılan arşiv belgesinin kaynakçası ve dipnotunun doğru gösterilmesi. Böylelikle orijinal belgeye erişimin kolaylaşması.

●       Kullanılan belgenin görselinin eser içerisinde mutlaka gösterilmesi. Bu sayede belgenin doğru okunup yorumlandığı konusunda okuyucular tarafından yorum yapılabilmesi.

●       Belgenin tamamına bakmaksızın yalnızca yazarın hipotezine hizmet eden bilgilerin eserde kullanılması.

●       Tarihçinin, görevi haini ya da kahramanı ilan etmek değildir var olan olayın ve olgunun nasıl olduğunu anlamak ve anlatmaktır.


Özer Ergenç, eleştirilerini somutlaştırmak için bir diğer örneği olarak Erdal Çiftçi, Veysel Gürhan ve Mehmet Rezan Ekinci tarafından yayına hazırlanan Osmanlı Devleti’nde Yurtluk-Ocaklık ve Hükümet Sancaklar adlı eserdir.



Özer Ergenç, konuşmasını doğru belge kullanımının, belgenin doğru bir şekilde okunup yorumlanmasının, analiz edebilme yeteneğinin ve elde edilen bilginin doğru bir yöntemle karşı tarafa aktarılmasının genç nesillere öğretilmesindeki ciddi eksikliklere dikkat çekerek sonlandırmıştır. Ayrıca, bu eksikliklerin sadece öğretim görevlilerinin hassasiyeti ve öğrenciye olan ilgisiyle giderilebileceğini vurgulamıştır. Ardından, soru-cevap kısmına geçilmiştir.




Sonuç

Prof. Dr. Özer Ergenç'in "Türkiye'de ve Dünyada Osmanlı Tarihçiliğinin Dünü Bugünü" başlıklı semineri, Osmanlı tarihçiliğinin dönüşümüne dair değerli bir bakış açısı sundu. Ergenç, tarih yazımındaki metodolojik yaklaşımları ve akademik tarihçilikteki zorlukları ele alarak doğru bilgiye ulaşmanın ve bunu etkili bir şekilde analiz etmenin önemini vurguladı. n Prof. Dr. Ergenç, seminerin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Ümit Ekin ve tüm katılımcılara değerli katkıları için teşekkür ederiz.


OSAR blog olarak, Osmanlı tarihçiliği alanında sunduğumuz bu değerli içerikleri paylaşmaya devam edeceğiz.  Gelecek yazılarımızda alana ilgi duyan siz değerli okurlarımızla etkileşim içinde olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.


Seminer kaydına ulaşmak için tıklayınız.


Nihat Efe Dokumacı

Sakarya Üniversitesi Kültürel Çalışmalar

Yüksek Lisans Öğrencisi


Prof. Dr. Özer Ergenç Kimdir?


“1945 yılında İzmir’in Bergama ilçesinde doğdu. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nda yaptı.( 1962-1966). 1966-1969 yılları arasında Siirt Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptı.1969-1979 yıllarında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeniçağ Tarihi Kürsüsünde asistan olarak çalıştı. 1974 yılında ” 1580-1596 Yılları Arasında Ankara ve Konya Şehirlerinin Mukayeseli İncelenmesi Yoluyla Osmanlı Şehir Müesseseleri ve Sosyo-Ekonomik Hayatı Hakında Bir Araştırma Denemesi” başlıklı tezi ile “Edebiyat Doktoru”; 1979 yılında aynı kürsüde “XVI. Yüzyılın Sonlarında Bursa, Yönetsel, Sosyal ve Ekonomik Durumu Hakkında Bir Araştırma” konulu tezi ile “Üniversite Doçenti”; 1988’de aynı bölümde “Üniversite Profesörü” unvanını aldı. Ayrıca 1979-2006 yılları arasında Ankara Üniversitesi yanı sıra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde “part time” dersler verdi. Hâlen Bilkent Üniversitesi’nde  Tarih Bölümünde öğretim üyesidir. Türk Tarih Kurumu üyeliği de yapmış olan Prof. Dr. Özer Ergenç,  Türk Tarih Vakfı üyesidir.”

49 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page